3 Şubat 2011 Perşembe

Duruyorum ben öyle!

Hiçbirşey yapmıyorum sevgilim okur-yazarlar. Öyle bir yoğunluktan, göt kalkmasından falan da değil sizinle arama koyduğum  mesafe. Sadece bildiğiniz duruyorum öylece. Kafamda ne zaman ve kimin tarafından yazıldığı belli olmayan bir takım kodlar var büyük bir itaatkarlıkla onlara uyuyorum sadece. Sabah uyanıp 15 dk gardrobun önünde dikilip bomboş gözlerle öylece bakıyorum. O mu bu mu derken aman götüm başım donmasın diye yine en yün, yine en ayı beden görünen kıyafetleri seçiyorum. 2 tel saçımı bi o yana bi bu yana yatırıp saçımı kesen kuaförün gelmişine geçmişine sövüp aynı kuaföre tövbe allah gitmem diyip(ki sonra yine tıpış tıpış gidip) evden çıkıyorum.

Dolmuşu çok severim, metrodan ezelden beri hoşlanmam. Metronun girişinde ısrarla bıkmadan dolmuş beklerim geç kalmama rağmen. En sevdiğim yer şoför yanıdır yada en arkadaki beşlinin koridor tarafı. Binen bilir para uzatmassın, kimse de dokanmaz orda sana. Mp3’ün kulaklığını taktığım anda havaya girerim, klipler çekerim. Kavuşamayan aşıklar, aldatılan kadın gibi klişeler kliplerimin vazgeçilmezleridir.

10 dakikalık dolmuş yolculuğundan sonra inince direkt çağdaş markete girerim. Kepek ekmeğini aldıktan sonra bile bile kasadaki kıza winston white var mı diye sorarım.  Her gün aynı yanıtı almama rağmen, ilk kez duymuşçasına ‘malesef ‘cevabıyla yüzümü buruştururum. Saat 9:45-10:00 sularında işyerinde olurum. Masamın üzerinde oda arkadaşım yada yan oda arkadaşım tarafından hazırlanan kahvaltı beni bekler. Böyle diyince havalı oluyo tabi, lakin ekmeksiz masaya oturmayan bir milletin evlatları olduğumuzdan mecburen beklerler.

Bir kase içerisine doğranmış domates, peynir ve zeytinyağından oluşan karışım kahvaltımızın vazgeçilmezidir, tabi birde siyah ve yeşil zeytin. Kahvaltı eşliğinde bir gün evvel izlediğim dizinin kritiğini yaparım, izlemeyenler varsa reklam aralarına kadar anlatırım. Kahvaltı sonrası şekersiz sütsüz kahvemle bir sigara yakarım, odamda içilmediği için serbest odaların birine gider selamünaleyküm dileyip çöreklenirim. Odama dönerken amerikan ofis çalışanlarına özendiğimden mütevellit kimi görsem koridorda laf atarım, espri yaparım aklıma bişey gelmiyosa arkadan öpücük yada parmak atarım. 

Pembe ayaklı aynamı bilgisayarın arkasından çıkarıp makyajımı yaparım. Rujumla beraber itunesa basarım. Moduma göre listeyi seçip hurriyet.com.tr’ye tıklarım. Başlıklara bakarım, çabucak sıkılıp kelebek magazine zıplarım. Ünlülerin en doğal halli, makyajsız fotolarına bakmak büyük bir keyif verir bana. ‘Yuh lan aynı götüme benziyomuş bu karılar’ repliğiyle fotolara birbir bakarım. Ordan sonra feyse tıklarım. Eklenen fotolara bakarım. Doğumgünlerini hiç aksatmam, tek tek girip üşenmeden hep aynı mesajı yazarım.   Patronumdan öğrendiğim “mutlulukların yaşınla beraber büyüsün” msjı kuratırıcımdır. Bu mesajları doğumgünü çocuklarına yazarken kendimden tiksinsem de vefalı bir arkadaş olduğumu düşünüp anında  iyi hissederim.

Sonra işim varsa işime bakarım. Müşterilerden gelen telefonları sekreter bana aktarırken muhakakk bir küfür patlatırım, ‘lanet olsun çok yoğunum bir de bu çıktı’ alt mesajıdır amacım. Konuşurken gözlerimi deviririm, aynaya bakarım bazen kaşımı alırım. Öğle 12:30 yemek aramızdır. Mutfağa geçerim oda arkadaşım ve yan oda arkadaşım yardımcılarımdır. Yemekhanemiz olmasına rağmen  gitmeyiz, çünkü sevmeyiz o sebepten işyerinde yaparız.  Pesto soslu kepekli makarna, ton balıklı salata favorimizdir. Yemek sonrası sigara ve çaydan sonra  varsa işime devam ederim. Yoksa feysden okey oynarım. Okeyde dönen muhabbetlerde hep yalan söylerim. Kah hemşire olurum, kah nikah şekercisi. Ama hep evli ve çocukluyu oynarım.

18:00’de  paydos ederiz. Nefret etsemde dönüşte metroyla giderim eve, dolmuşun dönüş güzergahı farklıdır çünkü. 18:45de masaya otururum. O saatlerde içimi bir coşku kaplar.  Uğur Dündar acaba bu gece ne renk gömlek ve ceket giyecek diye düşünmek heyecanlandırır beni. Yarım kulak, yarım göz ana haber bültenini izledikten sonra yeşil çayımı alıp dizinin başına otururum. Bir önceki hafta izlemiş olsam da özetleri yine de  izlerim. Geçen haftadan ezberlediğim diyalogları oyuncuyla aynı anda söyleyip gülerim.   Dizilerde hep kötü karakterleri tutarım. Kenan’ı, Kayhan bey’i severim, dayıdan hoşlanmam. Fatmagül’den ölesiye nefret ederim ama yengeye bayılırım. Mahidevran adamımdır, yüzünü gözünü dağıtsa da Hürrem’in  olsun aşkından yapmıştır neticede. Cemile’yi sümsük bulurum oysa Carolin’le öyle bir geçer zaman ki derim. Kötü karakterleri severim çünkü daha az acı çekerim. Dizi reklamlarında wcye koşar sigara içerim, uykusuz okurum. Hem reklam boşlukları nı değerlendirim hem de kültürlenirim, mutlu olurum. 23:00’de dizi bitince annemin yatmasıyla beraber cnbc-e veya e2yi açarım. Jay Leno’yu severim, Conan’dan nefrret ederim. 12de yada 1de uyurum.

Sıkılmadan okuduysanız bravo sizlere, lakin ben bu sıkıcı hayatı yıllardır yaşıyorum düşünün artık durumumu.

Ha bu arada bu kadar yoğunluk arasında bir gelişme oldu, 3 haftalık bi ilişkim oldu üzerinize afiyet. Uzun zamandır birini terk etmemiştim, valla billa bu kez ben terk ettim. Gerçi şu an pişmanım14 şubat’ı bekleseydim diye. Olmadı ama kısmet. Bir de eski nişanlım aradı beni. Evlenip çocuğu olmuştu. Ayrılıyomuş karısından onu söyledi bir de beni çok özlemiş. Sonuna da vaadsiz bi ilişki istediğini ekledi. Alt metin ‘yavrum senle yakaladığım ten uyumunu kimsede bulamadım, ara ara yatalım’dı.  Tabi ki bir hanfendinin verebileceği bir cevap verdim ona. ‘Y.rrama  görüşürüm senle’ dedim. Sanita cephesinden aktaracaklarım şimdilik bunlar sevgilim okur-yazarlar.

10 yorum:

KURŞUN KALEM dedi ki...

sen DUR ÖYLE ben seni okuyayım...çok ama çok sevdim seni...artık arkandayım,bir fıstık da ben atıcaaam..

Leah dedi ki...

Ayy hiç de sıkıcı gelmedi bana. Hele ki iş hayatın gayet rahat gibi bebişim?

Sen buralardan elini eteğini çok çektin, merak ettim ben. Oldboy'la tam olarak nası bitti, bi de 3 haftalık ilişki falan. Bunlar yazılmalı yani. Öyle birer cümleylene geçiştirilmemeli. :(

sanitabant dedi ki...

sevgili kurşun kalem, akşam akşam mest ettin beni yeminlen:) 100. izleyicim olman da bi ayrı güzellik kattı, hoşgelmişsin

leah şekeri iş hayatım uzun zamandır fazla rahat, her an kapıya konabilirim:) oldboy ve 3 haftalık mevzuyu da anlatıcam en kısa zamanda, öperim

Nida Ersin dedi ki...

Ohh be şükür kavuşturana, çok uzun geldi bu ayrılık bana. Neyse bir gün gecikmeyle buluştuk ayol ne yaptın koca 2.5 ay.. bu kadarmı anlatacaların.ne güzel bir yaşantın var ya,telefon nr. değişmemiş mademki, bende arayacağım seni,halıcı çemil'in selamı üstümde kalmasın bir ikide söz etmişti oldboy'lan ilgin lafı sana yapıştırmazsam ezilirim biliyosun.
Sanita Hür.com.tr. girince üye isen benim sayfamı ziyaret ediver 2 dakika,ismimi yaz karşındayım. görüşelim ama eski nışanlına söylediğin çümleyi bana sarf etme emi? görüşmessen görüşme sen bilin..
Tatlım yeni bloggerler yeni yorumcular çoğalınca bizi dışladılar leah'ta dahil sakın sen onlara benzeme emi..
özlediğim için çoook öpüyorum.:))

sanitabant dedi ki...

nida yavrum selam, tel numaramı nerden biliyosun ki sen bebişim?:) cemilin de oldboyun da şeytan görsün yüzünü selamları eksik olsun istemem:)

valla epeydir yokudum biliyosun o sebepten yeni blogerlar, dışlamalar bu tarz şeylerden bi haberim, hoş eskiden de bihaberdim de çaktırma:)

hurriyete üye diilim ben basit kullanıcı, girip okuyorum çıkıyorum. Lakin bundan sonra yorumlarına da bakarım şekerim, öperim gıdından:)

Leah dedi ki...

Nida ben kimseyi dışlamadım ama ya aşk olsun. Çok kötü zamanlar geçirdim zaten son 1 aydır, bari sen yapma.

Nida Ersin dedi ki...

Sevgililer gün kutlu olsun:)

sanitabant dedi ki...

teşekkür ederim nidacım, senin de mübarek sevgililer günün kutlu olsundu:)

kibritci kız dedi ki...

eski nişanlınıza söylediğiniz cümle için sizi tebrik eder , hayatınızın istediğiniz renge boyanmasını temenni ederim :)

sanitabant dedi ki...

ne güzel bi dilek bu kibritci kız:)bittemenni o zaman:)