17 Ekim 2010 Pazar

Oldboy'a 1-

Kaş’tan döneli birkaç gün oldu. Kafamı toparlayıp bir türlü yazamadım gelişmeleri. Zaten durumu da hala kavramış değilim. Yazdıkça daha net görebiliyorum aslında her şeyi. O yüzden hikayeyi en baştan anlatacağım. Fazlaca yazasım olduğundan  hikayeyi 2 bölüm halinde yayınlayacağım. Bestseller olma beklentimden değil yanlış anlamayın , sizleri baymayım diye tamamen.

Oldboy’la geçirdiğim toplamda 4-5 güne baktığımda hala net bir sonuç çıkarabilmiş değilim. En az 10 kere köprüleri attım ve de yaktım. ‘Tırt çıktı bu da, uğraşamayacağım’ dedim, lakin bana her sarılışında sakinleştim, iyileştim ve şimdi görüyorum ki it gibi de özlüyorum.


Bu arada gitmeden bir gün evvel acayip bişey oldu. Yüce rebbimin bir cezası mıydı artık neydi bilemedim ama mincomda sertçene bir kitle çıktı. Gideceğim gün apartopar doktora gittim, çünkü bir gecede devasa bir hale ulaşmıştı. Doktor : ‘operasyonla alınır bu’ dedi. ‘Bu halde yola falan gidemezsin , daha da büyüyecek bu. Şanslıysan patlar, ama patlayabilmesi de nerden baksan 4-5 gününü alır . Bu arada da acıya nasıl katlanırsın bilemiyorum tabi’ dedi.

Şaka mıydı bu? Ben kendi acımı geçtim, Oldboy’un derdine düştüm. Beraber olamayacak mıydım yani? Sex olmadan aşkın varlığına inanalardan değilim, üzgünüm sayın okur-yazar. Gitmeden evvel de söyleyemedim tabi ki bunu. Yüklendim ağrı kesicileri, atladım gittim.

Hasılı akşam 19 uçağına bindim,  20’de Antalya’daydım. Oldboy’un evini su bastığı için kendisi beni karşılamaya gelemedi. Son dakikaya kadar evinde temizlik son sürat devam etti. Ayarladığı transfer şirketinin şoförü beni karşıladı. 3 saatlik kara yolumuz vardı, kalbim ağzımda inanılmaz heyecanlıydım. Yol bi uzadı bi uzadı, allahtan telefon icat edilmişti de yol boyu milletle mesajlaştım.

Gece 12’de Kaş’taydım. Evinin önünde beni bekliyodu. Arabadan inip öyle bir sarılışım vardı ki görmeliydiniz. Acımı, ağrımı tamamen unuttum.
 
Sonrası şakalar, espriler falan işte. O da beni gördüğüne seviniyodu, gözlerinin içi ışıl ışıldı valla. Ve laf arasında mincomdaki kitleyi de araya sıkıştırdım, ‘bak ben senin için ne badireler atlatıp geldim’ hesabına. Hayalkırıklığı oldu tabi, o kadarı da olur artık. Uyuyalım dedik, sarıldım. Ahtapot gibiydim resmen, adamı ciğerimin içine sokacaktım nerdeyse o derece. Hayatımın en huzurlu uykularından birini yaşadım, üstelik biriyle.

Sabah uyandığımda dünyanın en mutlu insanı bendim o anda. Evet ben bu adama it gibi aşık olacaktım, gıdıklana gıdıklana konuşmaya da başlamıştım zaten…

Hava kapalı olduğu için evde oturmaya karar verdik. Bana nefis bir tost yaptı. Adam titizlik ve düzen hastasıydı. 2 izmaritlik küllükler almıştı özellikle, hemen kaldırılıp dökülsün ev kokmasın diye. Ben de olabildiğine dağınık olunca adam haliyle sinirlenmeye ve sonrasında da sert bir ifadeyle ayar vermeye başladı. Ayakkabımı içeri çıkarmamdan tutun da bulaşık konusundaki acemiliğime kadar.

Ben de işi inada mı bindirdim nedir anlamadım, daha da rahat davranmaya başladım. Ufak ufak kaşımaya başladı. Annemle yaşadığım belli oluyomuş, ayrı şehirde de yaşamamış olmam dezavantajmış bak bıdıbıdı…. Beni eleştirdikçe ben de boş durmadım tabi. ‘Valla senle de yaşanmaz ha, insan adım atarken bile çekiniyo ne bu böyle mal ettin beni’ diye püskürtmeye çalıştım. Misal adam bilgisayarına dokunulmasından hoşlanmıyo, televizyonu açmak içinde 10bin tane kumanda kullanmak gerekiyo, sabahları bundan evvel kalktığım için elimi kolumu bağlayıp kanepede öylece oturuyodum Fatmagül gibi. Anacım manzara seyret nereye kadar.

Gergin geçirilen tüm öğle ve sonrası, olan keyfimi de alıp götürmüştü. Allahtan akşam olunca votka-tonik servisi başladı da, ben de hafiften rahatladım. Sonrasında da müzik dinlemeye başladık, bu piyanoyla eşlik etti ben de dans ettim. Çok eğlenceliydi. Diskoda aynaya bakarak dans eden rus escort dansından tutun da, Seren Serengil dansına kadar bildiğim tüm numaraları sergiledim. Namussuz, o da eğlendi bakmayın. Kendi playlistimi dinlettim, onu da beğendi.

Alkol duvarları aşıldı ve Oldboy bildiğin dut gibi sarhoş oldu, bense çakırlık aşamasındaydım hala. Ve nihayet ağzından güzel bir iki laf döküldü. Tatlısın, bak ben öyle hemen bitecek bişey istemiyorum, aşk için 2 ülke değiştirmiş adamım falan filan… Yer mi Anadolu çocuğu? Hemen ayıldım, kurcalamaya başladım. ‘ Gerçekten mi?  Benle ilgili tam olarak ne düşünüyosun?’  vari ultra sarışın sorular sordum. Ama kendisi sayın RTE gibi, ancak kendi istediklerine cevap veriyodu.Gece yine sarılma ve uyumaca tabii.

Sabah domuz modunda uyandı, bense bi gece öncenin mutluluğuyla olabildiğine yavşak sırıtışımla. Bana biraz ilişme uyumam lazım dedi. Lan yok dedim adam gece başka, gündüz başka. Peki diyip balkona manzara seyretmeye çıktım. Uyandı ama gergindi, yine laf sokmalar, didiklemeler devam etti. Akşam votka servisiyle yine sakinleşti ve gece dışarı çıkmaya karar verdik. Çıkmadan evvel 4 koca bardak votkayı yuvarladık, bu uçuşa geçmişti bile.

Ablamların bara gittik.  İçerde İngiliz bi çift vardı, hatun zırıl zırıl hinduydu ve alkol duvarlarını aştığından olabildiğine de sevgi böcüğü. Bide üzerine turist olması eklenince polyanna zigmiş gibi dolanıyodu ortalarda. Hatun 40 yıllık arkadaşıymışım gibi bana durduk yere sarılmaya, beylizinden içirmeye başladı. Ha bire çekip çekip dans ettirdi. Neyse gülerek eşlik ettim. Karı bir tulum giymiş sırt olduğu gibi meydanda, göt baş yerinde maşallah, bide kıvıra kıvıra aşağı yukarı yaylanma hareketi var ki evlere şenlik. Baktım Oldboy hatunu kesiyo, ama öyle böyle değil. Hatun da bizimkinin bakışlarıyla daha da bi coşmasın mı?


To be continued diyorum en heyecanlı yerinde. Sanita ne yapacak? Aşkı için mücadele edecek mi? Yoksa bu durumu sineye çekip köyüne geri mi dönecek? Raj Kapon'a taş çıkartacak hikayenin devamı çok yakında


Not: Foto Oldboy'un balkonundan çekilmiştir. Güzel dimi?

8 yorum:

Anti-Kahraman dedi ki...

ulan sikicem bu aşkın ızdırabını diyesim geldi :)) cuf cufff heyecanlandım

Joey Potter dedi ki...

Arkası yarına bağlamışsın Sanitacan :D Merak ettim şimdi bak. Aldıraydın o kitleyeyi de stres atardınız hiç değilse :D :D :D

sanitabant dedi ki...

Çok içten ve güzel ifade etmişsin antikcim:)))

Ah bi aldırtacak adam bulsaydım böyle mi olurdu joey?:))

Leah dedi ki...

Sinir oldum lan. Başak burcu erkeği bilem bu kadar titiz değil zannımca. Laf sok sok nereye kadar arkadaş! Vermicem bu adama seni, 2. seriyi bilem beklemeden karar verdim sanita yavruşkam. :D

Nida Ersin dedi ki...

Tatlım! sanita'cım!
Hikayenin ikinci bölümünü bilem kaptım, bence yazmana hiç gerek kalmadı!ama yine de yaz çart curtların la oldboy'cular merakını gidersin.:)) Yavrum sen Suzanne Collinis'i de solladın=))İncikleride karıştırıyorsun ehe ehe.Sanki Oldboy bodrum katta oturyor muş ta evini su basmışmış,balkondan çekilen resim ne yahu..
Kaş'tamı yaşıyorsun Portofino'damı kararı Anti versin. "i found my love in portofino" "a portofino m'ha preso il cuor" Vela havle vella havenii...

sanitabant dedi ki...

leahcım adam başak görünümlü yay, düşün artık durumu:) adamın da beni almaya niyeti yok zaten nan:((

Nidacım evini su bastı derken mutfaktaki su borusunun patladığını , tüm evin başta mutfak dahil su içinde kaldığını da belirtmem gerekiyodu haklısın. Gereksiz tonla detay verirken bunu yazmayı unutmuşum pardon! Bodrum katta yaşıyo gibi bir ibareyi ağırlık merkezinden mi uydurdun cicim? ha bide yazdıklarım cart curt niteliği taşıyosa sende bravo, gayet istikrarlı bi biçimde hala takip ediyosun:)

Nida Ersin dedi ki...

neden? İstikrarlıyım! doğruları bilmek hakkım değil se âmennâh her şeyin doğrusun öğrenmek, izleyinin olarak ilgi alanım da.. bundan memnunluk duyman gerekir.)
Ben bodrum katta oturduğunu ima etmedim ki! ağırlık merkezi felan ne? anlamış değilim. genel de su baskınları bodrum ve alt katlara zarar vermiyormu ki.
"Cart çurtlar" için de özür dilerim.İstem dışı ve de maksadını aşmış sözcük..

sanitabant dedi ki...

doğruları bilmek tabi ki hakkın lakin bunları öğrenmek isterken ki üslubun verii kışkırtıcı:)