4 Şubat 2010 Perşembe

Hakkınız Yok Lan!!!

Benim annem her anne gibi dizikoliktir. Mevcut dizilerine yenilerini ekleye ekleye  dış dünyayla bağlantısını koparma derecesine geldi nerdeyse. Bide kabul etmez dizi manyağı olduğunu, "amannn izleyecek başka bişiy mi var ki" diyerek kendini haklı çıkarmaya çalışır. Yeni bir dizi başlamış, ismi Aşk ve Ceza.İsme gel hele, belli ki yasak meyveler (şeftali ve muz aklıma gelen) yenecek, entrikalar ve zalimliklerle kesilen cezalar çekilecek. Amanii bide ağalık sistemiyle anlatılmaya çalışılan doğu batı sentezi varsa tadından yenmez o meyveler. Başrolde de Nurgül Yeşilçay ve adını şimdi öğrendiğim Murat Yıldız var. Bu çocuğu daha evvel de bikaç dizide de izlemişiz. Tipsiz, gıcık sestonlu, vasat, hırto bişey. Bu özellikler daha gerçekçi bi karakter olmasına sebebiyet vermiş, hoşuma gitmedi de değil hani . Neyse dizi yeni başladı 1 ay falan oldu sanırım.Unutmadan  bir Kudret Sabancı dizisi bu. Hani şu koca koca jiplere binen, bayan oyuncusuna tost ısmarlarken (tost yemekte erotik bi anlam içeriyo ya artık daha ne diyim) basılan, dizilerinde hep büyük, kocaman, güçlü, kudretli imajını abartılı bir dille vurgulayan (büyükçül adam küçük pipi ) Kudret Sabancı. Usta yönetmen dizi müzikleri konusundaki titizliğini burada da göstermiş ve diğer dizilerinde olduğu gibi bu dizisinde de Kıraç ile çalışmış. Hani şu anlamsızca ‘ağğğğhhhh,vağğhh’ nidalarını sanki yeni keşfedilmiş keman, viyolensel ve gitar gibi enstrümanlarla bezeyen hoyratçıl müzisyen Kıraç  
Neyse efendim bu dizinin ilk bölümüydü, ben her zamanki gibi odamda asosyal modundayken annem seslendi. Gel bak dizideki kızda senin gibi müşteri temsilcisiymiş diye. Annelerin dizlerinin dibine oturtma isteği dizilerde iyice kabarıyo ya anlam veremiyorum. Kız çokkk büyük bi reklam ajansında bakire ve başarılı bir müşteri temsilcisi. Bakire sıfatını özellikle kullandım yazının ilerleyen kısımlarında buna değineceğim.Tam annemin beni görmek istediği gibi bir kız yani. Çok çalışkan, nişanlı bide evlenmek üzere ama bebeye koklatmıyo, neymiş ölmüş babasına söz vermişmiş evlenmeden kimselere vermicem diye. Bir babanın ölmeden önce bi evlattan isteyeceği son şey bumu lan! diye kanal değiştirilmeliydi o dakka ama anne yüreği işte, içlendi annem. Bu bebeye vermiyo ya, adamda naapsın bi takım ihtiyaçlarını gidermek için kızın ajanstan meslektaşı olan bi zilliyle oynaşıyo gizli gizli. Buraya kadar annemin hayal ettiği kız evlat imajı cuk oturuyo. Kader kurbanı karakterler annelerce hep sevilmiştir. Annem arada bir ilgimi kaybettiğimi farkedince, "sizin ajansta böyle kalabalık mı?Patronunlarınız bu Bora Bey gibi iyi mi? " tarzı sorularla dikkatimi çekmeye çalışıyo. Aa bi baktım dizi bir anda heyecanlandı, ben de keyiflendim, ama annemin tadı kaçtı. Çünkü kız nişanlısını kendi yatağında iş arkadaşıyla havlet durumunda bastı, ufak çaplı bir cinnet geçirdi, nişanlı olabildiğine hödük “ ama sen buna mecbur ettin, koklatıp vermedin ” çemkirmeleriyle üste çıkmak için çabaladı yazık. Bakire Nurgül ise “10 gün daha sabredemedin, ölmüş babama sözüm var ” diye çığlık çığlığa yatağı, döşeği parçaladı. Sonra bakire Nurgül doğruca Bodruma uçtu, annesi orda yaşıyo. Direkt bi bara gitti. Western filmlerindeki kovboylar gibi bara oturup, kafayı kaldırmadan dik dik, " bana bi jack dedi ". Bardaki eleman da esas oğlan bu arada. Barın sahibinin arkadaşı ya eleman, olabildiğine large hareketler falan, evim gibi lan burası diye geçmiş bara viski koyuyo kendine. Ama kompleks falan da yapmıyo haa  ben barmen diilim diye, anadolulu bi taraf  var çocukta aferim. Bakirem Nurgül kafasını kaldırmadan yineliyo alkol isteğini. Barmen görünümlü esas oğlan, emin misin diye bi küçümsüyo bunu, bunun tepesi atıyo " viski dedik ya lan " tarzı bi cümle kuruyo. Esas oğlan alabildiğine renkli bi meyve kokteylini Nurgül’ün önüne koyuyo. Asabi bakire Beyzanın Kadınları bakışı atarak  " gazoz mu istedim len senden düdük, vereceksen ver vermiceksen bi siktir git "tarzı ayıpçıl şeyler söylüyo . Neyse esas oğlan benden günah gitti diye viskiyi veriyo. Kız viskiyi fondip yapıyo,ağız muşamba gibi büzüle büzüle . Doldur diye  çatt  deske koyuyo bardağı. Çocuk cıkcık bakışı atarak ama bi taraftan da böyle hoşlanarak (ooo karı sağlam içiyo abi, bugünde ekmek çıktı bize ) içkiyi tazeliyo, kendi de eşlik ediyo. Bakirem 3-5 derken götü masaya bırakmadan az evvel  esas oğlanla sohbete tutuşuyo. Ama nası özgüvenli, kaşar edalarında. Halbu ki çocuk bi bilse açılmamış narin bir gonca olduğunu o dakka yerin dibine girer ama heyhattt. 3 cümleden sonra esas oğlanın tekneye gidilip traka traka durumları yaşanıyo. Amani kız bakire, esas oğlan afallıyo. Kafası karışıyo, duştan çıkıyo belinde peştamal, bi taraftan da baş havlusuyla saçlarını siliyo, "çok şaşırdım bakire olduğuna, ilk için neden ben? " tarzı bi cümle ağzında gevelenirken bi bakıyo hatun çoktann gitmiş. Bakireliğini az evvel teslim eden Nurgülüm giderken kolyesini yatakta unutmasın mı? Hah burada modern sindirella imajı veriliyo ince ince. Ama sayın senaristler şunu hiç düşünmüyo; o kolyenin yatakta öyle kopmuş bir biçimde durması demek, gayet haşin hatta 'parçala beni barmenim' çığlıklarıyla  yankılanan bir sevişme aktivitesi gerçekleşti demek. Bakire bir kız için olağanüstü bir performans değil midir bu?. Hayır şifonyerin üzerinde falan unutulsa falan anlıcam, edepleriyle uslu uslu takılmışlar diye. Bekareti de gitmiş  Nurgül kendini yollara vuruyo öğüre öğüre, ben naaptım ölmüş babam falan dedikçe cinleniyo. Annesine zor atıyo kendini. Anne kapıyı açtığında dehşete kapılıyo. Kız öyle bitap düşmüş ki, sanırsın  10 kişi ormana götürüp önce sevip sonra dövmüş. Bildiğin yataklara düşüyo bu, alnında sirkeli  havlu falan, ana yüreği lan naapsın.Ve hatun ilk tecrübesinden hamile kalıyo. Buraya kadar tüm bu olaylar ilk bölümün 1/2' lik kısmı. Sonrasında esas oğlan mecnun gibi bekaretini bozduğu kızı arıyo Bodrumda. Kızsa normal yaşantısına dönüyo İstanbul’daki kurtlar sofrası ajansında. Patronu da kıza aşık ha, böyle geç saatlere kadar çalışılcağı zaman, ‘canım benim bu ezikler çalışadursun gel ben seni evine bırakiim’ diye özel hizmet derdinde. Kız da o kadar saf  ki anlamıyo, ‘Bora Bey beni eve bırakacak, ii geceler’ diye veda ediyo. Millette e haklı olarak ‘nası bi muameseli varsa kaltağın’ şeklinde arkasından konuşuyo. 
Yazık annem beni çağırdığına bin pişman, "amannn bunlar da iyi başlıyo sonra sapıtıyolar ha" diye ilgimi televizyondan çekmeye çalışıyo. Yuhh daha ilk bölüm neydi de nooldu sanki . Velhasıl çocuk deli gibi Bodrum, Istanbul demeden adını dahi bilmediği bekaretini bozduğu yosun gözlüsünü arıyo. Valla acayip sinirlendim. Bu ne lan hatun bakire diye mi yani tüm bunlar?. Kız tecrübeli olsaydı o dakka teknede biterdi dimi dizi? Abicim en eğitimlisinden tut en cahiline kadar tüm erkekler bakire kız peşinde yuh lan diye kendimce sosyal çıkarımlarda bulundum durdum. Ama yalan mı yani, bebe sonraki bölümlerde de kızı unutamamış, aklından çıkartamamış(dizi evde yasaklandı, internetten özetlerini okuyorum). Nooldu da neyini unutamadın, adını bilmezsin, konuşmamışsın, teknede öyle alalece kolye kopartmaca şiddetinde  bişiy yaşamışsın, beraber duş bile almamışken yosun gözlüm diye mal olmuşsun. Aşk mı yani bu? Siktir, basbayağı erkeklerin bakire kız merakının primetime yansıması bu! Bak gene dellendim. Neyse zavallı annemin dizi sonundaki halini görmelisiniz. Çağırdığına çağıracağına bin pişman, alı al moru mor. Hayalindeki evlat tuzla buz olmuş, kalmış mı bana, oh olsun! Sonraki günlerde ısrarla Aşk ve Ceza'yı  izleyelim noolur dediğimde  ürkütmeden çemkiriyo, "amannn salak salak işler, geniş aile çok daha güzel en azından komedi, bıktık artık ağa dizilerinden" diye savuşturuyo mevzuyu. Non-bakirelere bunu yapıyosunuz ama annelere yapmaya hakkınız yok lan!!!

5 yorum:

Lost in History dedi ki...

Sevgili sanitabant, Nedir bu dişi ve erkeklerden çektiğiniz efendim? Cinsiyet olmasaydı ne rahatlardınız değil mi :) Bol bol Nasrettin Hoca fıkrası dinleyin! Yürüyüş de şart efendim, bir de kedilerden uzak durmanızı tavsiye ediyorum, kim olarak? Bir okur, aman yanlış anlaşılmasın :) Organı, altı üstü, eti kemiği bol olmuş yazılarınızın maşallah! Dişiler fildişi, erkekler terlik gibi. Bir trajik hikaye, elbette etkileyici!

Saygılar

sanitabant dedi ki...

sevgili lost ,yazımı beğendin mi küfür mü ettin anlayabilmiş değilim ama yorum buram buram nezaket kokuyo öncelikle bunun için teşekkür ederim:)Tüm ilişkiler özünde cinsiyet kavramına dayanmaz mı aslında? Benim yazılarımda bunları dillendirmem de normal değil mi?ayrıca göte de göt denmez mi efendim dolandırıp bir oturma organımız demenin manası nedir?Tavsiyelerinizi de dikkate alacağım, bir hoca gibi, bir doktor ve en önemlisi bir okuyucu gibi saygıyla:)

Joey Potter dedi ki...

Dizi baştan sona saçma. Ben Anne modeline hastayım klasik hanım ağa şekli. Kafanın yarısını örten büyük bir eşarp 5 karış surat ve korkutucu bakışlar. Bir de bu dizi erkekleri ne üretken ya tek seferde hemen hamile bırakıveriyorlar kadınları. O kadın bakire olsa da önemli değil. Kadınlarda pek doğurgan maşşşallah diyelim :)

sanitabant dedi ki...

bereketli toprakların doğurgan ve verişgen insanları:) Hakkaten ha hanım ağa imajı pek bi tuttu bu dizilerde ve üniforması oldu nerdeyse dediğin gibi yarı açık eşarp modeli, bide gözlerde de satanist sürme olayı:))

Lost in History dedi ki...

Ey sanitabant! Nezaket sizsiniz efendim Sizi görüyorum otururken ağır ve haşmetli tahtınızda!

Herşeyin hikayesi demliğin işlevi
İlişkinin koyunca içine bir Damla rakı
Sapından tuttun çıkardın Sek olanı
Delinen demlik Seke Seke aktı gitti
Demliğin delik kısmına soktun gül sapını
Tıkanınca demlik ince yerinden
Dört nala oturur akıtırken
Mest oldu boşalan rakısı
Bastın altından gaddar arabeski
Varsın demlik delinsin
Rakı aksın Damla Damla
Afiyetle içtiler sizin diyarda
Bize düşer demliğe vurmak kadehi
Aman çaydır efendim bu hayali
Vurduk demliğe ahenkli
Şerefe!

Saygılar ve sevgiler :)